Blog içeriklerinde kullanıcı deneyimini iyileştirecek 7 adım

Blog içeriklerinde kullanıcı deneyimini iyileştirecek 7 adım

İnternet sitelerinde yer alan bloglar, her ölçekteki marka için hedef kitlesiyle etkileşime geçme, marka bağlılığı yaratma ve güven sağlamada en etkili dijital pazarlama yöntemlerinden biridir. Blog pazarlaması olarak da anılan bu yöntemle markalar, potansiyel müşterilerinin sorularını bilgilendirici makalelerle yanıtlayarak hem kendilerini daha iyi tanıtır, hem uzmanlıklarını aktarabilirler. Peki, blogların başarısı sadece Google’ı mutlu etmekle mi sınırlı? Yani, yalnızca SEO uyumlu nitelikli blog içerikleri üretmek yeterli mi? Belki bundan 10 yıl önce bu sorulara “evet” yanıtını verebilirdik. Ama şimdi asla çünkü kullanıcı deneyimi, nam-ı (meşhur) diğer UX (User Experience), dijital dünyada var olmaya devam etmenin altın anahtarı. Gelin konuyu daha yakından irdeleyelim ve blog içeriklerinde kullanıcı deneyimini iyileştirecek 7 adıma birlikte bakalım!

Kemerlerinizi bağlayın, kullanıcı deneyimi ile uçuşa geçiyoruz!

Dijital varlığınızı sürdürmek için blog sayfanızı güncel tutmanız, ne yazık ki artık tek başına yeterli değil. Zira etkili bir blog pazarlaması için hedef kitlenizin blog sayfanıza tıklamasından ziyade, bu sayfada yaşadıkları deneyimden memnun kalmaları gerekiyor. Bir diğer deyişle, içerik kalitesi kritik önemini korumaya devam ederken, ziyaretçileri birer müşteriye dönüştürmek onları iyi ağırlamaktan geçiyor. Bunu nasıl başaracağınız ise işte bu 7 adımda saklı:

1- Blog içerikleri okunuşu itibarıyla kolay olmalı.

Dijital çağda okurlar, teknolojinin hayatlarına her alanda kattığı kolaylığı bilgi edinme sırasında da deneyimlemek istiyor. Bu da demek oluyor ki kullanıcı deneyimini iyileştirmenin ilk adımı, kolay anlaşılabilir blog içerikleri yazmanın ötesinde, kolay okunabilir bir formatı benimsemekten geçiyor. Nasıl mı? Blog içerikleri yazarken tipografiyi düzenleyin, eğer küçük punto okumayı zorlaştırıyorsa büyütün, metin içerisinde alanlar açarak kullanıcıyı yazıya boğmayın, göz yoran büyük başlıkları küçültün. Bloglar aracılığıyla kullanıcı deneyimi artırma konusunda önemli bir diğer nokta da blog sayfanızın mobil sürümde nasıl bir görünüme sahip olduğudur. Seçtiğiniz tipografi ve yazı tipi boyutu, mobil cihazların küçük ekranlarında da blogun rahat okunmasını sağlamalıdır. Çok küçük puntolar yakınlaştırma ihtiyacı doğurarak, çok büyük puntolar ise paragrafların bölünmesine veya ekrana sığmamasına neden olur ve kullanıcı deneyimi olumsuz etkilenir.

2- Görseller blog sayfası için yer doldurma görevi üstlenmemeli.

Blog içerikleri için kullanılan görseller, ziyaretçiye okuma esnasında bir es verdirmek için önemlidir. Ancak bu görsellerin blog içeriği paralelinde merak uyandırması, deyim yerindeyse incelenmeye değer bulunması, kullanıcı deneyimi açısından iyileştirme sağlamak için daha etkilidir. Bunun için grafiklerden yararlanabilir, kolay anlaşılabilir tablolara yer verebilir veya maddelemek istediğiniz önemli bilgileri görselleştirebilirsiniz.

3- Blog sayfası sonu göründüğü oranda değerlidir, kaydırma süresini kısa tutun!

Blog içerikleri aracılığıyla kullanıcı deneyimini artırmanın bir diğer yolu da ziyaretçiyi yormamak ve aradığı sorunun cevabını kısa sürede alacağı mesajını verebilmektir. Peki bu ne demek? Günümüzde insanlar, bilgiye erişmede hızı ön planda tutuyor. Bunun için de hap bilgilere büyük ilgi gösteriyor. Hap bilgi, elbette sayfalarca yazıdan bilgi edinmek anlamına gelmiyor. Markanın internet sitesindeki bloglarda ele aldığı konuyu en gerekli bilgilerle ve en kısa sürede aktarıp aktarmadığını anlamak içinse yapılan ilk hamle, sayfayı sonuna kadar kaydırmak oluyor. Hem masaüstünde hem de mobilde geçerli olan bu eğilim, etkili bir blog pazarlaması için de önemli bir ipucu veriyor. Yani sayfanın sonuna inebilmek için olabildiğince az kaydırma yapılması, bunun için de uzun içeriklerden kaçınılması gerekiyor.

4- Zaman kazandıran, kısayol sağlayan linklere yer verin.

Dijital pazarlama çalışmalarının gözdesi olan SEO çalışmaları, blog içerikleri kapsamında link verme eğilimini de her geçen gün artırıyor. İç (internal) ve dış (external) olarak iki türü bulunan bu linkler, kendi siteniz içindeki bir sayfaya veya başka bir sitenin blog yazınızla ilgili bir sayfanıza yönlendirme yapmanıza olanak tanıyor. Google nezdindeki itibarınıza katkı sağlayan bu yöntem, kullanıcı deneyimi açısından da belirleyici oluyor. Tabii eğer doğru uygulanıyorsa… Ne demek mi istiyoruz? Yukarıda da bahsettiğimiz üzere artık sadece Google’ı mutlu etmek yeterli olmuyor. Üstelik Google’ı mutlu ederken kullanıcıyı mutsuz etme riskiniz de bulunuyor! Şöyle ki eğer blog sayfanızda verdiğiniz linkler okuyucu için yararlı olmuyor, vaktinden çalıyor ve okumasını bölerek dikkatini farklı bir sayfaya yönlendiriyorsa, kullanıcı deneyimini olumsuz etkiler. Bu linklerin kullanıcıyı blog içerisinde bahsettiğiniz bir araştırmanın pdf’ine yönlendirmesi veya bir cümlede sözünü ettiğiniz hizmet veya ürün için ziyaret etmesi gereken sayfaya yönlendirmesi gibi kısayollar sunması durumunda, blog içeriği aracılığıyla sağlanan fayda da kullanıcı deneyimi de artıyor.

5- İyi bir kullanıcı deneyimi için seçenekleri azaltın.

Blog sayfanızda ziyaretçileri karşılayan seçenekler bulunur. Bunlar, son yazılan güncel blogları görmek, abone olmak veya ürünleri incelemek olabilir. Tüm bu seçenekler ziyaretçiye geniş bir hareket alanı ve seçim özgürlüğü sunuyor gibi görünse de marka tarafından yeteri kadar iyi tanınmadığı gibi olumsuz bir fikir gelişmesine neden olabilir. Çünkü kullanıcı, ziyaret ettiği bir blog sayfasında neye ihtiyaç duyduğunun bilinmesini ve buna uygun olarak karşılanmayı bekler. Dolayısıyla dönüşüm elde etme gayesi taşıyan blog sayfalarında kullanıcı deneyimini artırmak için, ziyaret amacını teke indirmek ve bu amaca uygun olarak uyarlamak gerekir. Söz konusu amaç ürünün satılması, daha fazla bloga göz atılması veya abone olunması olabilir.

6- Ziyaretçilerin blog sayfalarınızdaki hareketlerini izleyin.

İnternet sitenizin trafiğini analiz etmenizi ve ziyaretçilerin sayfalarınızdaki gezintilerini incelemenizi sağlayan araçlar, hem blog sayfalarınızda hem de blog içeriklerinizde kullanıcı deneyimini artırmanıza yardımcı olur. Blog sayfanızı tasarlarken ve içeriklerinizi oluştururken üçüncü bir gözden fikir almak ve sunduğu kullanıcı deneyimi konusunda bilgli sahibi olmak her zaman mümkün olmayabilir. Üstelik arama motorlarındaki sıralamanız sizi bu konuda yanılgıya da düşürebilir. Zira üst sıralarda yer almanız iyi bir kullanıcı deneyimi sunduğunuz anlamına gelmez. Çok nitelikli içerikler hazırlıyor, ziyaret alıyor ancak dönüşüm oranlarında sorun yaşıyor olabilirsiniz. İşte bu araçlar, size varsayımlara değil, gerçek deneyimlere dayanan veriler sunar. Sayfanın açılış hızından en çok etkileşim alan bölgelerine, blog sayfasında ziyaretçilerin en çok hangi imleç hareketlerini yaptıklarından içeriklerin en çok hangi kısmıyla ilgilendiklerine kadar pek çok bilgi verir. Bu sayede farkına varmadığınız yazılımsal sorunları dahi keşfedebilir, sayfa tasarımınızı ve içeriklerinizi nasıl iyileştirmeniz gerektiğine dair sağlam bir yol haritası oluşturarak kullanıcı deneyimini artırabilirsiniz.

7- Kullanıcı deneyiminde “Mobile First” (önce mobil) etkisini unutmayın!

Araştırmalar, dijital medyada harcanan zamanın %69'unun mobil cihazlarda olduğunu gösteriyor. Bu veri, internet sitenizin blog sayfalarında kullanıcı deneyimini artırmada "Mobile First” (önce mobil) yaklaşımının ne denli belirleyici olduğunun önemli bir kanıtı. Bu yaklaşım, site tasarımlarında mobil kullanıcı deneyimine odaklanan bir dijital pazarlama stratejisidir. Bu yaklaşımın blog sayfalarında ve blog içeriklerindeki kullanıcı deneyimini artırmadaki rolünü daha anlaşılır hale getirmek gerekirse, blogunuzun daha küçük bir ekranda nasıl göründüğü ve kullanılabilirlik açısından ne denli kolay olduğu ziyaretçileri kazanma potansiyelinizde belirleyicidir. Sayfa sonuna inmenin ne kadar sürdüğü, sabit bir gezinme çubuğu bulunup bulunmadığı, seçtiğiniz tipografi ve yazı tipi boyutunun küçük ekranda okuma yapmaya ne kadar elverişli olduğu gibi noktalara dikkat etmeniz ve gerekli iyileştirmeleri yapmanız gerekir. Mobile First yaklaşımı hakkında ayrıntılı bilgiye erişmek isterseniz blog yazımızı inceleyebilirsiniz.